İbrahim Balaban

İBRAHİM BALABAN

1921 yılında Bursa’nın Seçköy’ünde nakışların içinde doğdu. Köyün üç sınıflı okulundan mezun olduktan sonra, daha üst okullara yollanmadı. Okuma isteğini varlıklı olan ailesine iş görmeyerek dayattı, avunması için onu on beş yaşına kadar serbest bıraktılar. İşte bu özgürlük yıllarında her gün resimler çiziyor, günceler tutuyordu. Ressamlığı ve yazarlığı o yıllarda gelişmiş kök salmıştır. 1941: Bursa mapushanesinde yattığı sırada Nazım Hikmet’i tanıdı, aynı yıl hapisten çıktı. O’ndan resim ve sanat tarihi dersleri yanında; felsefe, sosyoloji ve ekonomi politik dersleri alarak kendisini geliştirdi. 1943: Mapushanede, Baba’sının cinayete kurban gittiğini öğrendi ve daha sonra da doğum sırasında ilk Karı’sının ve kısa bir süre sonra da Bebeğin öldüğü haberini aldı. 1944: İmralı’ya yollandı; 1947’de, bu kez “komünist’likten” Bursa damına sürüldü ve altı aylık cezası 4 yıla çıktı. Fakat Usta’sı Nazım’a tekrar kavuştuğu için mutluydu. 1950 Affıyla, Nazım’la birlikte mapushaneden çıktı. Çıkarken elinde Nazım’ın her biri adına şiir yazdığı “Bahar” , “Mapushane kapısı”, “Harman” adlı üç tablo ile ayrıca “Doğum”, “Cinayet” ve “Suda Donbaylar” adlı tablolar vardı. 1950 sonu ve 51 başlarında Nazım’la birlikte İstanbul’u gezdi ve onun evinde altı ay kaldı. O sürede “Ekin Biçenler” adlı tablosunu Usta’sının evinde yaptı. 1951’de “şüpheli zat” olarak jandarmalar eşliğinde Sivas’ta başladığı askerliğini 1952 yılında bitirdi. Burada kendisi gibi “şüpheli zat” olarak sürgün olan Şair Hasan Hüseyin Korkmazgil, Mehmet Kemal ve Hakkı Torunoğlu ile tanıştı. Askerden dönüşünde “çocuklarının anası”nı kaçırarak evlendi. İki oğlu bir kızı oldu; ve beş de torunu vardır.

İBRAHİM BALABAN – 1921 He was born in the village of Seçköy (Bursa) in a house where he was surrounded by embroideries. After the 3rd grade of the elementary school, he was not given the opportunity to continue with his education. He protested this by not helping his family at work and since they were wealthy enough they left him to his own devices. Luckily so, because those were the years when he had planted the seeds of his painting and writing by freely drawing things and keeping journals everyday. – 1941 While serving his time in the prison of Bursa he met Nazım Hikmet. By Nazım Hikmet he was tutored in painting, art history, philosophy, sociology and political economy. – 1943 He was still in prison when he heard the news that his father was murdered and right after that his first wife passed away while giving birth. Unfortunately the baby couldn’t be saved either. – 1944 He was transfered to the prison of İmralı. – 1947 He was sent to the prison of Bursa due to propaganda of communism and his sentence was raised to 4 years, yet he was glad to be with his master Nazım Hikmet again. – 1950 Both of them were released through the 1950 amnesty. When he got out he had finished 6 paintings called ‘Birth’, ‘Murder’, ‘Buffalos in Water’, ‘Spring’, ‘Jail Gate’ and ‘Harvest’. Nazım Hikmet wrote poems for the last three. – 1951 He stayed at Nazım’s house for six months in İstanbul. They travelled the city together. During this period of time he painted ‘The Harvesters’. – 1952 He was discharged of the military service where he met Hasan Hüseyin Korkmazgil, Mehmet Kemal and Hakkı Torunoğlu. After his discharge he eloped with the mother of his children. They had 2 sons, a daughter and five grand children.

13 sonuç gösteriliyor