Fatma Sağ Tunçalp

FATMA SAĞ TUNÇALP

Fatma Sağ Tunçalp, 1967 yılı doğumludur. 1990 yılında Boğaziçi
Üniversitesi İ.İ.B.F. Ekonomi Bölümü’nden mezun olmuş, 14 yıl çeşitli
bankalarda üst düzey yönetici olarak görev yaptıktan sonra istifa ederek
2004 yılında Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Seramik
Bölümü’ de eğitime başlamış, ardından aynı fakültenin Resim Bölümünde
çift ana dal yaparak 2010 yılında mezun olmuştur. Sanatçı bugüne değin pek
çok sergiye katılmış olup, Hırvatistan Varazdin Şehir Müzesi Kolleksiyonunda
eseri bulunmaktadır.
Sanatçı “Kafes” sergisi ile ağırlıklı olarak metal ile seramiğin birlikteliğinden
oluşan çalışmalarında insan ve bedeni üzerinden özgürlük kavramını
sorguluyor.
Kümes teli, vida, çivi, dikenli tel, dişli ve çark gibi malzemeleri kullanarak
soğuk metal ile yaşamı (bedeni) çağrıştıran çamur arasındaki zıtlığı ve
metalin çamur üzerinde bıraktığı izleri üretiminde bu yolda kullanıyor.
Doğadan/doğasından koparılmış ve yalnızlaşmış bireyin doğumundan
itibaren maruz kaldığı bilgi, görüntü ve ses karmaşasını; çeşitli önyargılar,
alışkanlıklar, kalıplar ve korkular oluşturarak onu yöneten, neredeyse
makineleştiren hipnotize edici etkenler olarak sunuyor. Metal ile çamurun
bu şekilde birlikte kullanılmasının izleyici üzerindeki etkisi sergideki ana
hedeflerden birini oluşturuyor.

FATMA SAG TUNCALP

Fatma Sağ Tunçalp, born in 1967 and graduated from Economics
Department of Boğaziçi University in 1990, has worked for 14 years in
several senior management positions in banking industry. After quitting
her job, she has started Marmara University, Faculty of Fine Arts in 2004,
and has graduated in 2010, double-majoring in Arts and Ceramics
departments. She has participated in many exhibitions and one of her
works has been included in the collection of Varazdin City Museum in
Croatia.
“The Cage,” mainly composed of works merging metals and ceramics,
questions the concept of freedom through man and body.
Using such materials as chicken wire, screws, nails, barbed wire and
wheels, she makes use of the contrast between cold metal and life-like
clay, and the scarring inflicted by metal on clay. She presents the chaos of
information, images and sounds as hypnotizing elements which govern
and almost mechanize the individual who has fallen apart from the nature
and his nature, through creating several prejudices, habits, models
and fears. One of the main intentions of the exhibition is to capture the
effects of the metal-clay merge on the viewer.
“The Boiler Room,” although separate from “The Cage” exhibition, can
be viewed as its continuation. The artist, associating the world with a boiler,
emphasizes crowdedness and multitude, but also unveils the contrasting
exclusion of all kinds and the “otherness”. She invites the viewer
to visit the bugs hiding in the obscure margins at the bottom. The artist
has installed 7.000 life-size ceramic bugs for this exhibition.

13 sonuç gösteriliyor